Halk Aşksızsa Sokaklar Banka Dükkanlarıyla Doludur

2018-01-11 11:40:16 K.Alpten 0

Amerikalı iş adamı, yaz aylarında iş seyahatine çıkar ve sahil kentlerinden birine gelir. Küçük, kendi halindeki bu kentin eski bir kasabasına yolu düşer. Önceleri yadırgadığı bu kasabayı sonradan sevmeye başlar. Sabahları yürüyüşe çıkar, akşamları müzik dinler, insanlarla rahatça sohbet eder. Kısaca içinde bulunduğu hayatta yapamadığı her şeyi burada yaparak özlemini giderir. Kaldığı ilk gün köhne bir restoranda kahvaltı yaparken açıklarda küçük bir tekne görür. Rengarenk boyalı bu tekne ilgisini çeker ve izlemeye devam eder. Hesabı istedikten sonra kıyıdaki bankların birine oturup, bu renkli küçük tekne ile beraber balık tutan diğer tekneleri, denizi, martıları seyreder. Tüm balıkçı tekneleri balık tutmaya devam ederken ilgisini çeken tekne ise geri dönüş yoluna geçmeye başlar. Balıkçının şanssız gününde olduğunu düşünen Amerikalı, kıyıya yanaşınca şaşırır. Tekne ağzına kadar balıkla doludur ve balıkçı şarkılar söyleyerek kasaları aşağıya indirmektedir.

Ertesi gün erken kalkıp kahvaltı için aynı restoranın yolunu tutar. Bir yandan da gözü dün gördüğü teknelerdedir. Renkli tekneye bakınır, göremez. Kahvaltıdan sonra ağır ağır kıyıya yanaşıp manzaranın tadını çıkarmaya hazırlanırken az önce göremediği tekneyi görür. Şarkılar söyleyen orta yaşlı balıkçı, rengarenk boyadığı teknesiyle diğer balıkçılardan çok sonra açılıp yine diğer balıkçılardan çok önce geri dönmektedir. Mesleğinin gereksinimlerinden midir bilinmez, bu durumu merak edip konuşmak ister balıkçıyla. O sırada balıkçı ise şarkılarıyla ve yine ağzına kadar balıkla dolu olan kasalarla meşguldür.
“Şanslı günündesin sanırım, böyle şanslı bir günde neden erken döndün” der.
Balıkçı şarkısını keserek önce teşekkür eder, sonra bu kadar balığın kendi için yeterli olduğunu söyler.
“Her gün bu kadar balığın oluyor mu peki?”
Balıkçı gayet güler yüzle;
“Her gün yalnızca bir saat çalışıyorum ve ne kadar tutarsam o kadar para kazanıyorum” diye yanıtlar.
“O halde çok fazla boş vaktin var demektir. Balıktan sonra ne yapıyorsun?”
“Sonra evime gidiyorum” der balıkçı. “Karımla yemeğimi yiyorum, çocuklarımla oynuyorum. Akşam ise muhakkak arkadaşımız oluyor evimizde, birlikte şarkılar söylüyor, danslar ediyoruz. Sabah olunca karımla kahvaltı yapmak hoşuma gidiyor, anca kahvaltıdan sonra tekneme gelip, yeteri kadar çalıştıktan sonra geri dönüyorum. Çünkü karım beni yemeğe, çocuklarım oyuna bekliyorlar.”

Amerikalı, balıkçının bu söylediklerinden sonra ona yardım etmek istercesine öğütler vermeye başlar.
“Bak ben iş adamıyım, istersen sana maddi destekte bulunabilirim ama bunun için senin de çok çalışman gerekli. Öncelikle sana vereceğim destek ile daha büyük bir tekne alabilirsin.”
“Sonra?”
”Sonra her sabah diğer balıkçılardan erken kalkıp denize açılman gerek, herkesten çok balık tutup gerekirse geç saatlere kadar çalışman gerek.”
”Sonra?”
“Sonra kendine bir tekne daha alır yanında birini çalıştırmaya başlarsın. Böylece daha çok balık tutarsın.”
“Sonra”
“Para kazandıkça kendine balıkçı dükkanı hatta bir balıkçı restoranı açarsın.
En taze balıklar sende oldukça insanlar beğenir, işlerini büyütür bir kaç yıl sonra kendi şirketini kurarsın.”
“Sonra” diye yeniler sorusunu balıkçı, fazla ciddiye almayarak.
“Hem o zaman çocukların büyümüş olur, sen de artık yaşlanmış olursun. Çocukların senin sayende bir şirkette yönetici pozisyonunda olurlar ve sen güzel bir emeklilik yaşayabilirsin.”
“Peki” der son balık kasasını da karaya koyduğunda. “Peki emekli olduktan sonra ne yapacağım?”
Amerikalı müthiş ticari zekasını kullanarak verdiği bu taktiklerden sonra kendiyle gurur duyarak devam eder konuşmasına.
“Sonra ne mi yapacaksın? Emekli olduktan sonra tüm bu çalışmanın meyvesini yiyebilirsin. İstersen küçük bir kasabaya yerleşir, küçük bir tekne alırsın. Tekneyi kendi zevkine göre boyar, balığa gidersin. Geç olmadan eve döner, karınla yemek yer, torunlarınla oyunlar oynarsın uzunca. Akşamları dans edip, arkadaşlarınla müzikler dinlersin. İşte sana hayatın tadını çıkarma şansı!”

<Sevgili Erdi Kalabulut’un Bloğundan Alıntıdır.>

“Halk Aşksızsa – Sokaklar Banka Dükkanlarıyla Doludur.”

Cahit Zarifoğlu